Depresyon Çeşitleri ∣ 2019 ∣ DEV REHBER

Depresyon çeşitleri nelerdir? Zaman içinde birçok ekol tarafından farklı sınıflandırılmıştır. Endojen veya psikotik, nevrotik, kişilik bozukluklarının eşlik ettiğin depresyon, anksiyetenin eşlik ettiği depresyon bunlardan bazıları. Günümüzde ise bunların hiçbiri sınıflamaya dahil değil. Her ne kadar sınıflandırma da olmasa da bahsettiğim türlerin depresyon çeşitleri ve belirtileri ayrı ayrı incelenmiştir.

Dilerseniz aşağıdaki bağlantıyı kullanarak depresyon çeşitleri test formlarına ulaşabilirsiniz :

Depresyon Testi | 5 Farklı Testi Çöz

Depresyon türlerini incelemeden önce gerçekten majör depresyon ne demek? Depresyon belirtileri ve depresyon iyileşme belirtileri :

Depresyon Belirtileri |Tedavisi|Testi|+10 Test!

Depresyonun diğer psikolojik hastalıklarla birlikteliği bazı zamanlar kaçınılmaz oluyor. Sosyal fobi ve depresyon’nu karşılaştırdığım yazıda sosyal fobi ile ilişkisinin çok güçlü olduğunu gördük. Sosyallikten kaçınan, eve kapanan, git gide yalnızlaşan insanlarda depresyon belirtilerinin ortaya çıkması çok garip olmasa gerek.

  • Güncelleme tarihi : 2019-02-15

Depresyon Çeşitleri ve Alt Türleri

National Institute of Mental Health yaptığı bir araştırmada majör depresyon hastalığı olan kişilerde ek olarak en az 1 psikolojik rahatsızlığın olduğunu tespit etmiş. Amerikan ulusal ek hastalık çalışmalarında majör depresyon hastalarının %58’inde yaşam boyu bir anksiyete bozukluğu olduğunu ortaya koydu.

Sosyal fobi olgularında depresyon sıklığı %12 dolaylarında iken, bu oran panik bozuklukta %53’leri buluyor. Yaygın anksiyete bozukluğu olanlarda majör depresyonun ek hastalık olarak bulunma oranı %83.7. Obsesif-kompulsif bozukluğu olan bireylerde ise %38 dolaylarında.

Bir travmatik olaydan sonra ortaya çıkan travma sonrası stres bozukluğuna depresyonun eşlik etme oranı %29. Ayrıca alkol bağımlılığı olan kişiler hayatlarının bir döneminde %40 oranında majör depresyon atağı geçiriyor. Alkol kullanımının majör depresyon belirtilerini örtebileceğini de unutmamak gerekir.

Depresyon çeşitleri konumuza girmeden önce bu oranları şöyle özetleyebiliriz:

  • Sosyal Fobide %12
  • Panik Bozuklukta %53
  • Yaygın Anksiyete Bozukluğunda %83.7
  • OKB’de %38
  • Travma Sonrası Stres Bozukluğunda %29
  • Alkol Bağımlılığında %40

Depresyonun diğer hastalıklara eşlik oranı bu kadar yüksek iken depresyon alt türlerini hastalıklara göre ayırmak biraz çağ dışı kalıyor. Geçmiş yüzyıllarda bu yapılsa da depresyon çeşitleri artık klinik görünüşlere göre sınıflanıyor. Günümüzde majör depresyon çeşitleri şöyle sınıflandırılıyor:

  1. Majör Depresif Bozukluk
  2. Distimik Depresyon
  3. Melankolik Depresyon
  4. Atipik Depresyon
  5. Psikotik Depresyon
  6. Doğum Sonrası (Postpartum) Depresyon
  7. Mevsimsel Duygudurum Bozukluğu

Majör depresyon, depresyon çeşitleri arasında bahsedilen diğer türlerin bir ana kaynağı olarak görülebilir. Majör depresyon, depresyonun öz semptomlarını açıklar. Diğer alt türlerde ise bu semptomların (belirtilerin) süresi, tipi gibi özellikleri değişiklik gösterir.

Majör Depresyon Nedir? adlı yazıdan majör depresyon hakkında daha fazla bilgi sahibi olabilirsiniz. Depresyon türlerini incelerken 2. sırada olan distimik bozukluktan başlayacağız. (Bu yazı aklında Depresyon Çeşitleri Nelerdir sorusunu taşıyan-taşımayan herkes için yazılmıştır. Yazıyı kapatırken yazdıklarımı okuduğunuzda bunun neden önemli olduğunu anlayacaksınız. Ayrıca aşağıda bahsi geçen depresyon alt tipleri daha da fazla arttırılabilir. Bilim ne kadar ilerlemiş olsa da henüz her şeyi bilmiyoruz.)

(Ayrıca bu yazıda, depresyon çeşitleri arasında önemli bir yeri olan manik-depresif tipten bahsetmedim. Öneminden dolayı daha geniş bir yazıda uzun uzun bahsetmek üzere bir kenara notumu aldım.)

GÜNCELLEME 04.01.2019 : Aşağıdaki resme tıklayacak manik depresif bozukluk hakkında yazdığım makaleyi okuyabilirsiniz!

bipolar bozukluk manik depresif
bipolar bozukluk iki uçlu bozukluk manik depresif

1) Distimi | Distimik Depresyon Çeşitleri

Distimi, tanısı çok kolay olmayan bir depresyon alt tipidir. Belirtilerin majör depresyon kadar ağır olmaması ve daha uzun süreli olması ile majör depresyondan ayrılabilir. Distimik belirtilerin günlük hayattaki normal durumlardan ayrımı, süresinin hesaplanması, belirtilerin bulunmadığı dönemlerin hesaplanması gibi faktörler hastalığın tanımlanması için birer zorluk olarak öne çıkıyor.

majör depresyon belirtileri
Duygudurum Bozuklukları

Distimik bozukluk için en önemli olan kriterlerden biri kronik (uzun süreli) olmasıdır. Semptomlar yetişkinler için 2 yıldır, çocuk-ergenler için 1 yıldır devam etmelidir.Bundan dolayı distimik bozukluk için ‘süregiden depresif bozukluk’ta denilir. Bu maddeyi aklımızda tutup ikinci maddemize geçelim.

  • Kronik (uzun süreli) Semptomlar : Erişkinlerde 2 yıl , çocuk ve ergenlerde 1 yıl.

Depresyon çeşitleri arasında distimik bozukluğun tanımlanması en zor olan alt tip olmasının bir diğer nedeni belirtilerdir. Belirtiler hem majör depresyon kriterlerine uymamalı hem de kişide belirli bir rahatsızlık, iş ya da sosyal yetki kaybı yaratmalı.

  • Belirtiler kişide bir işlev kaybı ortaya çıkarmalı.

Belirtilere gelirsek, kişide depresif duyguduruma ek olarak aşağıdaki belirtilerden en az 2’si bulunmalıdır:

  1. İştahsızlık veya aşırı yeme
  2. Uykusuzluk ya da aşırı uyuma
  3. Bitkinlik
  4. Düşük özsaygı
  5. Karar vermede güçlük
  6. UMUTSUZLUK

Umutsuzluk düzeyinizi Beck Umutsuzluk Ölçeği ile belirleyebilirsiniz :

depresyon tedavisi
Umutsuzluk Testi

Distimi tanısının koyulabilmesi için yukarıdaki maddelere ek olarak : Belirtilen süreler içerisinde kişi yukarıdaki maddeleri sağlamayan 2 aydan daha uzun süre geçirmemeli ve kişi bu süre içerisinde majör depresyon atağı geçirmemeli.

Yukarıda belirttiğim nedenlerden ve tanı kriterlerinin zorluğundan dolayı depresyon çeşitleri arasında distimi en zor tanı konulan alt tiptir. Toplumda sıklığı %4-5 arasında görülse de bu oranlarda tanı almamaktadır. Psikiyatri stajımda da tanı konulmuş böyle bir hasta ile karşılaşmadım.

2) Melankolik Depresyon

Melankolik depresyon, depresyon çeşitleri arasında tanımlanmasına en çok emek verilen tiptir. En önemli belirtileri kişide depresif bir duygudurum olması, kişiye zevk verecek şeylerin kişide herhangi bir ilgi yaratmaması, kişinin zevk aldığı bir şey kalmaması, kişinin depresif duygudurumunun hiçbir şekilde düzelmemesi sayılabilir. Bu özelliklerden çoğu zaten majör depresyonda da tanı kriteri olarak kullanılır.

Sayılan belirtiler ile birlikte aşağıdaki belirtilerden en az 3’ü olmalıdır:

  • Depresif duygudurumun ayrı bir niteliği olmalı
  • Düzenli olarak sabah erken uyanma ya da sabah daha kötü hissetme
  • Hareketlerde yavaşlama ya da abartılı artış
  • Belirgin bir iştahsızlık ya da belirgin bir kilo kaybı
  • Uygunsuz suçluluk duyguları

Türkçapar ve arkadaşları melankolik depresyonun geçerlilik göstermediğini ileri sürmüştür. Belirtilerine ve tanı kriterlerine baktığınızda aslında majör depresyon hastalarında bulunabilecek semptomlar olduğunu görüyoruz. Bunun için ayrı bir klinik tablo oluşturduğunu söylemek biraz zor olabilir.

Melankolik özellikli majör depresyon diğer tüm depresyon alt tipleri gibi tedavisi mümkün olan psikolojik rahatsızlıktır. 

3) Atipik Depresyon Çeşitleri

Atipik depresyona baktığımızda karşımıza çıkan en önemli özellik ‘DUYGUDURUMDA TEPKİSELLİK’. DSM IV kriterleri içerisinde bu özellik şart koşulmuştur. Kişinin uygun ortam sağlandığında ya da olumlu olaylar karşısında duygudurumunda iyileşmeler görülmesi atipik depresyonun önemli bir özelliğidir.

Diğer belirtiler, majör depresyonda karşılaşılan bazı belirtilerin tam tersi. Atipik depresyonda iştah artışı ya da kilo alma, çok uyuma, ağır hareketsizlik (put gibi), işlevselliği bozacak düzeyde reddedilmeye duyarlılık belirtilerinden en az 2’si görülür.

Belirtiler arasında kilo artışı ve çok uyuma majör depresyonda görülen kilo kaybı ve az uyumanın tersi olarak düşünülebilir. Burada önemli olan belirtiler duygudurumda tepkisellik ve reddedilmeye aşırı duyarlılıktır. Reddedilmeye aşırı duyarlılık basit alınganlık gibi anlaşılmamalı, ileri düzeyde bir sorun olduğu iyi anlaşılmalıdır.

4) Psikotik Depresyon

Psikotik depresyon, depresyon çeşitleri arasında majör depresyon süresince gelişen bir alt tiptir. Majör depresyon süresinde kişide varsanılar (hallüsinasyon) ve sanrılar (hezeyan) ortaya çıkar. Bu depresyon tipi artık psikotik depresyon olarak adlandırılır. Psikotik depresyonu daha iyi anlayabilmek için varsanı ve sanrı kavramını inceleyelim.

  • Varsanı (Hallüsinasyon): Varsanı, bir kişide bulunan 5 duyu organının herhangi bir uyaran olmamasına rağmen, anormal duyu algılayışıdır. Örneğin bir kişinin herhangi bir yerine kimsenin dokunmamasına rağmen o kişinin birinin dokunduğunu hissetmesi bir varsanıdır. Örnekler arttırılabilir. Hiçbir ses olmadan ses duyma, olmayan cisimler görme gibi varsanılar olabilir. Genellikle şizofreni hastalığı ile ilişkili olarak bilinse de bir çok hastalığın gidişatında bulunabilir.
  • Sanrı (hezeyan): Var olan toplumda uygun olmayan düşünceler olarak açıklanabilir. Daha çok paranoya tipinde görülür. Örneğin bir kişi, kendisini öldürmeyi planlayan bir örgütün olduğunu, sürekli onu takip ettiklerini düşünebilir. Bunun çok hafif biçimi normal insanlarda da ara sıra olabilir. Arkadaşlarınızın size bir kötülük yapacağınızı düşünebilirsiniz. Bu düşüncenin üstünde fazla durmaz, savuşturursunuz. Bu düşünce belkide sizin sadece bir saniyenizi alır, oysa psikotik özellikte bir hasta bu düşüncenin etkisinden kurtulamaz, kendisini zarar vereceklere karşı savunmaya hazırlayabilir.

Psikotik depresyonun gidişatı hakkında diğer depresyon alt türleri arasında daha kötü olduğu söylenebilir. Bu konuda oranlarda var ancak burada yazmayacağım. Çünkü yüz kişiden sadece biri tamamen iyileşse bile o bir kişinin kim olacağını bilemezsiniz. Ayrıca doktorlar her şeyi bilemez.

Boratav Depresyon Testi
Boratav Depresyon Testi

Diğer -ÖNEMLİ- Depresyon Çeşitleri

5) Doğum Sonrası Depresyonu (Postpartum Depresyon)

Depresyon çeşitleri arasında en az bilineni doğum sonrası depresyonudur. Sadece kadınları ilgilendirir ve bu konuda toplum olarak fazla bilinçli değiliz. Bilimsel anlamda doğum sonrası depresyonu diğer depresyon alt tiplerinden ayrı bir başlıktır. Doğum sonrası yaşanan bu hastalık basit bir depresyon olarak geçiştirilmemeli, üzerinde önemle durulmalıdır.

Her ne kadar hastalık klasifikasyonları (ICD ve DSM) ayrı bir başlık altında incelenmese de postpartum depresyon için bazı kriterler sıralanmıştır. Doğum sonrası depresyonu, doğumu takip eden 4 hafta içerisinde ortaya çıkar(Bu 4 haftalık süreç DSM IV tarafından belirlenmiştir. Bazı otoriteler bu sürenin 1 yıla kadar uzatılabileceğini savunuyor). Bu dönemde ortaya çıkan depresyon, tüm aile ve bebek üzerinden olumsuz etkiler bırakabilir.

Toplumsal çevrenin anneden mutlu olmasını beklediği bir dönemde ortaya çıktığı için depresyon belirtileri örtülebilir. Anne, depresyon belirtilerini ve düşüncelerini ortaya koymayabilir. Bu durumda gebe ve lohusalık takibini yapan doktorlar mutlaka bu belirtileri irdelemelidir.

Doğum sonrası depresyonunun görülme sıklığı %10-15 arasındadır. Ayrıca gebelikte anksiyete belirtileri ve depresif belirtiler gösteren gebelerin postpartum depresyon için daha fazla riskli olduğu saptanmıştır. Postpartum depresyonun tanısı ve öngörülebilirliği için tükürükte progesteron testi gibi testler üretilmiştir ancak pratik kullanımda yerleri yoktur.

Doğum sonrası depresyonu belirtilerini şöyle sıralayabiliriz:

  • Kendini değersiz hissetme

  • Anksiyete ve hatta panik ataklar

  • Suçluluk

  • Bebekle ilgili endişeler

  • Ağlamaklı hal ve kontrolsüzce ağlama

  • Hareket ve konuşmada yavaşlık

  • Ajitasyon veya hiperaktivite

  • Yeme (iştah) bozuklukları (çok az veya fazla yeme)

  • Uyku bozuklukları

  • Düşüncelerde karışıklık ve daha unutkan olma

  • Duygusal dengesizlik

  • Öfke hissi

  • Umutsuzluk ve yetersizlik hissi

  • Ölüm ve intiharla ilgili düşünceler

  • Konsantrasyon ve karar verme yeteneğinde azalma

  • Seksi de içeren aktivitelerde azalma

Postpartum depresyonun ortaya çıkasında bazı psikososyal faktörlerinde rolü üzerinde çalışmalar yapılmıştır. Hayatlarını kendilerinin dışında başka faktörlerin yönettiğini düşünen annelerin daha çok doğum sonrası depresyonuna yakalandığı bulunmuş. Psikoanalitik kurama göre ise, anne alıcı rolünü bırakmış verici rolüne geçmiştir. Bu anne de duygusal değişikliklere yol açar. Bebek döneminde alıcı rolü yerine getirilemeyen annelerin bu depresyona daha çok yakalanacağı ortaya sürülüyor.

6) Mevsimsel Depresyon

Depresyon çeşitleri arasında belki de en fazla bilgi sahibi olduğum alt tipi mevsimsel depresyondur. Bunda medyanında rolünü atlamamak gerekir.

Mevsimsel depresyon, bilindik depresyon semptomlarının herhangi bir mevsimde ortaya çıkıp diğer mevsimlerde olmamasıdır. Genellikle kış depresyonu olarak bilinir. Bunun sebebi en sık sonbahar ve kış aylarında görülmesidir. Ancak ilkbahar ve yaz aylarında da görülebilir.

Kış aylarında güneş ışığındaki azlık, hava durumu gibi durumlar bu depresyonu tetikliyor olabilir. Lakin bu öngörü ilkbahar ve yaz aylarında ortaya çıkan depresyonu açıklamaz.

Ben kendimi yaz aylarında kışa kıyasla daha kötü hissederim. Bunun yaz aylarınca okulun tatil olması, meşguliyetlerin azalması gibi faktörleri olabilir. Bunun için tüm hastalıklarda olduğu gibi psikiyatrik hastalıklarda da kişiye özel yaklaşım geliştirilmelidir.

Kapatırken

Bu yazımızda depresyon çeşitleri ve depresyon isimleri hakkında bilgi sahibi olduk. Depresyonun genel tedavisi için yazdığım yazıya aşağıdaki resimden ulaşabilirsiniz. Ayrıca depresyon testlerine de yazı içerisindeki resimlere tıklayarak çözebilirsiniz.

depresyon tedavisi geniş rehber
depresyon tedavisi

Depresyon çeşitleri hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak bize ne sağlar? Postpartum depresyonun varlığına bilmek tüm toplum için önemlidir. Aile, bir toplumun en önemli birimidir. Anne, bu birim içerisinde bir temeldir. Annenin huzuru ve sağlığı hepimizin sağlığı demektir. 

Distimik bozukluk, depresyon çeşitleri arasında en gözden kaçan alt türdür. Eğer distimik bozukluğu bilirsek kronik olarak mutsuz olan kişilerin böyle bir hastalığı olacağını biliriz. Bunun farkında olabiliriz.

Hayattaki tüm sorunların çözümünün ilk adımı ‘farkında olmaktır’. Bunun için ne kadar bilgi sahibi olursak o kadar farkında oluruz. Sorun çözme kapasitemiz de o derecede artar. Bu yazı da depresyon çeşitleri karşısında bir farkındalık yaratmaya çalıştım. Umarım başarılı olabilmişimdir.

Hayattaki tüm sorunların çözümü için olduğu gibi, depresyon tedavisinde de ilk adım ‘farkında olmaktır’. Depresyon tedavisi adlı yazımı genel bir ön bilgi olması için yazdım. Depresyon tedavisi farkındalık oluşmadan başarıya ulaşamaz.

Tüm bu düşüncelerden sonra, ayrıntılı bir depresyon tedavisi yazısı yazmayı önemli görüyorum. Bu yazının ilk maddesi farkındalık olacaktır. Depresyon çeşitleri hakkında olan bu farkındalık o yazıya da bir kaynak sağlayacaktır. 

KAYNAKLAR

1- ON THE PRESENCE OF THE SUBTYPES OF DEPRESSION; Dr. Ömer AYDEMİR, Psikiyatri AD, Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi, MANİSA ; Turkiye Klinikleri J Int Med Sci 2007, 3(29)

2- Parker G, Wilhelm K, Mitchell P, Roy K, Hadzi-Pavlovic D. Subtyping depression: Testing algorithms and identification of a tiered model. J Nerv Ment Dis 1999;187:610-7.

3- Mitchell P, Parker G, Jamieson K ve ark. Are there any differences between bipolar and unipolar melancholia. J Affect Disord 1992;25:97-105

4- Akiskal HS. Dysthimic disorder: Psychopathology of proposed chronic depressive subtypes. Am J Psychiatry 1983;140:11-20.

5- Türkçapar MH, Akdemir A, Örsel SD ve ark. The validity of diagnosis of melancholic depression according to different diagnostic systems. J Affect Disord 1999;54:101-7.

6- DEPRESSION AND COMORBIDITY, Özcan UZUN,Tunay KARLIDERE Psikiyatri AD, GATA, ANKARA;  Turkiye Klinikleri J Int Med Sci 2007;3(47):26-31

7- Depresyonda Ekhastalık, Ekhastalık Olarak Depresyon: Türkiye’de Yapılmış Çalışmaların Gözden Geçirilmesi; Bilge Burçak Annagür, Haluk A. Savaş; DOI: 10.5455/jmood.20110618110559

8- Distimi; Prof. Dr. Olcay YAZICI; KLİNİK PSİKİYATRİ 2004;Ek 2:54-62

9- Psikotik Özellikli Depresyon, Dr. Berna ÖZEN, Doç. Dr. E. Timuçin ORAL; KLİNİK PSİKİYATRİ 2004;Ek 1:32-40

10- Postpartum Depresyon, Dr. Kamile MARAKOĞLU, Dr. Saniye ÖZDEMİR, Dr. Selma ÇİVİ; Turkiye Klinikleri J Med Sci 2009;29(1)

(Makalelere journalagent sitesinden ulaştım)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir