Psikanaliz Nedir? Sigmund Freud Kimdir?

Psikanaliz, Sigmund Freud (bknz: Sigmund Freud Kimdir) (1856-1939) tarafından kurulmuştur. Freud, bilinçsiz düşünce ve motivasyonları bilinçli hale getirerek insanların iyileştirilebileceğine ve böylece içgörü kazanabileceklerine inanıyordu. (bknz: Psikanaliz Filmleri)

Psikanaliz tedavisinin amacı, bastırılmış duyguları ve deneyimleri açığa çıkarmak, yani insanları bunlar karşısında bilinçlendirmektir. Sadece bir katartik (iyileşme) deneyimine sahip olmak kişiye yardımcı olabilir ve “iyileştirebilir”.

Psikanalitik Kuram Varsayımları

Psikanalitik terapi bazı kuramlar çevresinde kurulmuştur. Psikanalitik psikoterapi kuramları :

  • Psikanalitik psikologlar, bilinçdışı zihni psikolojik sorunların kökeni olarak görürler.
  • En açık belirtilere, gizli rahatsızlıklar neden olur.
  • Tipik nedenler arasında gelişim sırasında ya da travmada kalmış, çözülmemiş sorunlar bulunur.
  • Tedavi, baskılanmış çatışmayı danışanınbaşa çıkabileceği bilince getirmeye odaklanır.

Garip değil mi? Ulaşamayacağın kadar yüksekte sandığın kişiler, aslında eğilemeyeceğin kadar alçaktadır.

Psikanaliz Nedir? Psikanaliz Ne Demek?

Unutmayın, psikoanaliz bir teori olduğu kadar da bir terapidir. Psikanaliz, genellikle depresyon ve anksiyete bozukluklarını tedavi etmek için kullanılır.

Psikanalizde bir hastanın rahatlamak için kanepede uzanması, kendi hayallerini ve çocukluk anılarını anlatırken terapistte notlarını almak için arkasına oturur. Psikoanaliz, psikanalistle yapılan birçok oturumu içeren uzun bir süreçtir.

Savunma mekanizmalarının doğası ve bilinçsizce çalışan deterministik kuvvetlerin erişilememesi nedeniyle, klasik haliyle psikanaliz, birkaç yıl boyunca haftada 2 ila 5 seans içeren uzun bir süreçtir.

Bu yaklaşım, yalnızca semptomların azaltılmasının, altta yatan çatışmanın çözülmesi yanında göreceli olarak önemsiz olduğunu, daha nevrotik semptomların basitçe ortaya çıkabileceğini varsayar. Analist tipik olarak, danışana bilinçli bir şekilde dışarıdan müdahale etmeden, ona çalışabilmesi için gereken alanı kullanabilmesi için boş bir ekran yaratır.

Psikanalist, danışanın davranışları, rüya yorumları, direnç analizi ve aktarım analizi dahil olmak üzere semptomların anlamlarını kavraması için cesaretlenmesi için çeşitli teknikler kullanır.

Psikanaliz Testi

1- Rorschach Mürekkep Lekesi Testi 

Savunma mekanizmalarının doğası ve bilinçaltında faaliyet gösteren determinist kuvvetlerin kolay erişilemez oluşu nedeniyle psikanaliz testi daha çok önem kazanıyor.

Mürekkep lekesinin kendisi hiçbir şey ifade etmiyor, tamamen belirsiz. Asıl önemli olan insanların içinde ne gördüğü. Farklı insanlar ne gibi bilinçsiz bağlantılar kurduklarına bağlı olarak farklı şeyler göreceklerdir.

Mürekkep lekesi, hastanın mürekkep lekesini yorumlamak için bilinçsiz zihninden bilgileri ‘yansıtması’ olarak projektif bir test olarak bilinir. Ancak, B.F. Skinner gibi davranış psikologları bu yöntemi öznel ve bilimsel olmayan olarak eleştirdiler.

2- Sigmund Freud Kayması

Bilinçdışı düşünceler ve duygular, Freudyen dili olarak bilinen, parapraks biçimde, bilinçli akla aktarılabilir. Gerçekten aklımızda ne olduğunu kast etmediğimiz bir şey söyleyerek ortaya koyuyoruz.

Freud, dil kaymalarının bilinçdışı akla ilişkin bir içgörü sağladığına ve hiçbirinin kaza olmadığına, her davranışın (dilin kaymalarını da içeren) önemli olduğuna (yani bütün davranışların belirlendiğine) inandığını belirtti.

3- Serbest Çağrışım

Basit bir psikodinamik terapi tekniğidir, hastanın aklına ne gelirse konuşması şeklinde yapılır. Bu teknikte terapist kelimelerin bir listesini (örneğin, anne, çocukluk, vb.) okur ve hasta hemen akla gelen ilk kelimeyle yanıt verir. Bastırılmış hatıra parçalarının serbest çağrışım sürecinde ortaya çıkacağı beklenmektedir.

Danışan, direniş gösterirse ve ne düşündüğünü söylemekte isteksiz olursa, ilişki yararlı olmayabilir. Öte yandan, direnişin varlığı (örneğin, aşırı uzun bir duraklama) sıklıkla, müşterinin düşüncesinde bazı önemli bastırılmış fikirlere yakınlaştığı ve terapist tarafından daha fazla araştırma yapılması gerektiği konusunda güçlü bir ipucu sağlar.

Sigmund Freud, serbest çağrışım yapılan hastalarının zaman zaman neredeyse deneyimlerini yeniden yaşayacakları kadar duygusal olarak yoğun ve canlı bir hatıra yaşadıklarını bildirdi. Bu bir savaş veya tecavüz deneyiminden kaynaklanan bir “geri dönüş” gibidir. Böylece stresli bir hatıra, yeniden yaşanıyormuş gibi hissedilir.

Buna benzer rahatsız edici hatıra canlanmaları arkadaşınızla sohbet ederken de gerçekleşebilir. Psikanaliz sırasında yapılanın bundan çok büyük farkları yoktur. Sık sık, bu yoğun duygusal deneyimler Freud’a göre, hastaya sorunlarına karşı değerli bir içgörü kazandırdı.

Rüya Analizi

Freud’a göre rüya analizi “bilinçaltına giden kraliyet yoludur”. Sigmund Freud, bilinçli aklın sansür gibi olduğunu, ancak uyuduğumuzda ortaya çıktığını savundu. Sonuç olarak, rüyalarda bastırılmış fikirler yüzeye çıkar – ancak bunlar rüya süreci içinde değişikliğe uğramış olabilir.

Sonuç olarak, tezahür içeriği ile bir rüyanın gizli içeriği arasında ayrım yapmamız gerekir. İlki aslında hatırladığımız şey. İkincisi, gerçekten ne anlama geldiğidir. Sigmund Freud, çoğu zaman bir rüyanın gerçek anlamının cinsel bir öneme sahip olduğuna ve cinsel sembolizm teorisinde, ortak rüya temalarının, altında yatan anlam üzerinde spekülasyon yaptığına inanıyordu.

Klinik Uygulamalar

Psikoanaliz (Rogerian hümanistik uygulamalarla birlikte), danışanların yaşamdaki tüm perspektiflerinde büyük bir değişiklik meydana getirmelerine yardımcı olmayı amaçlayan küresel bir terapi örneğidir (Comer, 1995, s. 143).

Psikanazliz küresel terapiler, temel olarak bilişsel ve davranışsal yaklaşımlar, probleme dayalı tedaviler gibi semptomların azaltılmasına odaklanan yaklaşımların aksine, mevcut bakış açısının derin oturmuş kişilik faktörlerine bağlı olduğu varsayımına dayanmaktadır..

bilişsel davranışçı terapi
bilişsel davranışçı terapi nedir

Fobiler, panik ataklar, obsesif-kompulsif bozukluklar ve travma sonrası stres bozukluğu gibi anksiyete bozuklukları, psikanalizin ele alabileceği alanlardır. Amaç, danışana kendi kimlik dürtüleriyle başa çıkma konusunda yardımcı olmak veya yetişkinlikte yeniden yaşanmakta olan çocukluk ilişkilerinde mevcut kaygılarının kökenini tanıtmaktır. Svartberg ve Stiles (1991) ve Prochaska ve DiClemente (1984) psikanaliz etkinliği için kanıtların anlamlı olduğunu belirtmektedir.

Salzman (1980), psikodinamik tedavilerin genellikle fobiler veya OKB’ler gibi spesifik anksiyete bozuklukları olan danışanlara çok az yardımı olduğunu, ancak genel anksiyete bozukluklarında daha fazla yardımcı olabileceğini öne sürmektedir. Salzman (1980), aslında, psikanalizin, bu tür danışanların yaptıkları eylemlerle aşırı derecede ilgilenmeleri ve olumsuz durumlarını aydınlatmaları yönündeki eğilimi nedeniyle OKB semptomlarını artırabileceği endişelerini dile getirmektedir (Noonan, 1971).

Depresyon bir dereceye kadar psikanalitik bir yaklaşımla tedavi edilebilir. Psikanalistler, depresyonun, çocukluğumuzun başlarında ebeveynlerimizden ayrıldığımızı fark ederken, her çocuğun yaşadığı kayıpla ilişkilendirir. Bununla baş edememek, kişinin daha sonraki yaşamda depresyona ya da depresif dönemlere yatkın olmasına neden olabilir.

Tedavi daha sonra danışanı bu erken tecrübeyi hatırlamaya ve çevresinde yapılan düzeltmeleri çözmeye teşvik eder. Zorlu danışanlarla çalışırken olumsuz olmaları nedeniyle başkalarına bağımlı olmaları gerekmediğine özellikle dikkat edilir. Amaç, danışanların daha az bağımlı olmaları ve yaşamlarındaki kayıp / red / değişimi anlama ve kabul etmenin daha işlevsel bir yolunu geliştirmektir.

Shapiro ve Emde (1991), psikodinamik tedavilerin yalnızca ara sıra başarılı olduğunu bildirmiştir. Bunun bir nedeni depresyondaki kişilerin oturuma katılacak kadar aktif olmamaları veya motivasyonsuz olmaları olabilir. Bu gibi durumlarda daha yönlendirici, zorlu bir yaklaşım yararlı olabilir.

Diğer bir neden, psikanalizin bunu önermediği halde depresif kişilerin hızlı bir iyileşme bekleyebileceği ve danışanın analistle bağımlı bir aktarım ilişkisini sürdürmek için stratejiler geliştirebileceğidir.

Psikanaliz Üzerine Çalışmalar

Fisher ve Greenberg (1977), literatürü gözden geçirdikten sonra, psikanalitik teorinin topyekün kabul edilemeyeceği veya reddedilemeyeceği sonucuna varmıştır :

‘’Bir kısmı kabul edilebilir, bir kısmı reddedilebilir ve diğer terapi çeşitleri gibi birçok bölümden oluşan, eksikleri olabilen terapidir. En azından kısmen yeniden şekillendirilmesi gerekir.. ‘’

Fonagy (1981) Sigmund Freud’un yaklaşımını laboratuar testleri ile doğrulama girişimlerinin kendi geçerliliğinin olup olmadığını sorguladı. Sigmund Freud’un teorisi için, rasyonalist, bilimsel bir yaklaşımın temelini sorguladı ve psikanalizi reddetmekten ziyade, bilimsel eleştirisi için çalışmalar da bulundu.

Vaka çalışması yöntemleri, yöntem birçok yanlılığa açık olduğu, genellemelerin geçerli olabileceğinin şüpheli olduğu için eleştirilmektedir (örneğin, Küçük Hans).

Bununla birlikte, psikanaliz, soyut – insanlık dışı ilkeler geliştirmek yerine mevcut hastaya yorumlar sunmakla ilgilenmektedir. “Akılda Hepsi” adlı televizyon programında çıkan tanınmış psikanalist olan Anthony Storr (1987), ‘’birçok psikanalist vakaları parmaklarının ucunda bir veri hazinesi gibi görse de, bu gözlemlerin kişiye bağlı olduğu’’ görüşünde. ‘’Öznel kişisel görüş bilimsel olarak değerlendirilmemelidir.’’

Psikanaliz Örnekleri – Psikanalist Ol!

Gelin Sigmund Freud felsefesi ne kadar anlaşılmış test edelim! Bu örnek sayesinde ‘psikanaliz nasıl yapılır’ sorunun cevabını da görmüş olacaksınız.’’Sigmund Freud Psikanaliz Üzerine’’ kitabından esinlenerek hazırladığım örnek : Aşağıdaki Psikanaliz Vaka Örneğini okuyun, Cenk’in sorunun ne olduğunu çözün!

‘’ 18 yaşında genç bir adam, aile doktoru tarafından psikanaliste sevk edilir. Geçtiğimiz yıl, genç adamın (Cenk) baş ağrısı, baş dönmesi, çarpıntı, uyku bozukluğu gibi çeşitli semptomları yaşadığı görülüyor – hepsi de aşırı endişe ile ilişkili. Semptomlara sürekli, ancak periyodik olarak çok büyük ölüm korkusu eşlik ediyor. Beyin tümörünün olduğuna ve dolayısıyla öleceğine inanıyor. Bununla birlikte, ayrıntılı tıbbi testlere rağmen, semptomlar için fiziksel bir temel tanımlanamamıştır. Doktor nihayet Cenk’in semptomlarının psikolojik olduğu sonucuna varıyor.

Cenk, analistin ofisine velisi eşliğinde gelir. Sorunlarını açıklar ve ebeveynleriyle olan ilişkisini flu olarak niteler – babasının ‘az da olsa’ despot olduğunu kabul eder. Yapılan görüşmeler sonucunda babasının, Albert’in hafta boyunca dışarı çıkmasına izin vermeyeceği ve hafta sonları 23: 00’den sonra evde olması gerektiğini istediği ortaya çıkıyor.

Ayrıca, Cenk bir kız arkadaşıyla arasında ilişki kurdu, çünkü ‘çok yakın olduklarını’ düşünüyordu. Bunları tariflerken duygusal anlamda sinirli olduğu söylenemezdi.

Cenk’in serbest çağrışım yapmaya teşvik edildiği bir oturumda, aşağıdaki örnekte direnç gösterdi:

  • Küçük bir çocukken bir gün hatırlıyorum, annemle birlikte alışverişe çıkmayı planlıyorduk. Babam eve erken geldi ve annem beni çıkarmak yerine, ikisi bir araya gelerek beni komşuya bıraktı. Bundan dolayı aklımın tamamen boşaldığını hissettim.’

Cenk bazen terapistle olan randevularına geç kalır ve daha az sıklıkla unutmuş olduğunu iddia eder.

CENK’İN RÜYASI

Cenk bir seansta, babası trenin birinde bıraktığı rüyayı anlattı. ‘’Cenk platformda hem annesi hem de kız arkadaşı ile el ele tutuşmaya devam ediyor. Aynı anda hem mutlu hem de suçlu hissediyor.’’

Bir süre sonra -terapi seansları birkaç aydır devam ettikten sonra- analist iki hafta tatil yapmaya karar verdi. Kısa süre sonra yapılan bir seansta Cenk terapistle konuşurken öfkeliydi.

‘Neden kahrolası eşinle tatile çıkmaya karar verdin! Analizlerim sayesinde bir yerlere varmaya başlamıştık!

Vaka Örneği Üzerine Psikanaliz Çalışmaları

Terapist, analiz yoluyla Cenk’in ölüm korkusu ve buna bağlı semptomların nedenleri hakkında fikir edinmesini sağlamayı amaçlamaktadır. Bir Freudcu analist olarak, belirtilerin çocukluk yaşantılarına dayandığına ve Cenk’in bilinçli farkındalığı dışındaki faktörler tarafından uyarıldığına inanıyor. Bu süreç Albert’in terapisti düzenli olarak göreceği birkaç yıl sürebilir. (Umarım Cenk’in babasının çok parası vardır!)

Analiz yoluyla, Cenk sadece hastalıklı korkularının sebeplerinin farkında olmamalı, aynı zamanda üstesinden gelmelidir. Bunun sayesinde kendisine daha derin bir anlayış geliştirebilecek ve enerjisinin çoğunu savunma mekanizmaları geliştirmek için kullanmayacak. Cenk’in dava tarihçesindeki her şey, Oedipus kompleksine (ödipus kompleksi), özellikle de babasına karşı daha önce kızgınlık hissi ve babasının öleceğine karşılık gelen dileklerine işaret eder.

Cenk’in serbest çağrışım sırasındaki direnişinin ilk yorumu da bunu doğrular. Babasına karşı duygularını ortaya çıkarmak üzere olduğu noktada kopar. Ek olarak, Cenk’in gecikmesi ve ara sıra oluşan “unutkanlık”, direnişin ve sorunu sağlam tutma arzusunun bir göstergesidir. Cenk’in rüyasının analizi ödipal temasını tekrar ortaya çıkarır. Belirgin içerik (babasını trende bırakması) ölümü (gizli içerik) sembolize eder.

Hem annesinin hem de kız arkadaşının yanında kalması, babasının müdahalesinin derinlemesine oturmuş bir ödipal çatışmayı yeniden etkinleştirdiğini gösteriyor. Terapist, bunu Cenk’e yorumlamak için analizde uygun bir zaman seçecektir. Cenk, tatil ile ilgili terapiste yaptığı patlamada, terapisti bastırılmış duyguları ifade etmek için “sevgi nesnesi” olarak kullanarak, aktarım sergiliyor.

Cenk, komşuya bırakıldığı zaman babasına tepki vermek istediği şekilde terapiste duygusal olarak tepki gösteriyor, ancak çocukken buna cesaret edemedi. Diğer tüm korkularının altında yatan Cenk’in, sevdiği bir kişi tarafından “bırakılma” korkusudur! Terapist, mini nevroz veya aktarım nevrozu gelişene kadar bu duyguların gelişimini teşvik edecektir. Muhtemelen Albert’in babası hakkında sahip olduğu duyguları yeniden yaşarken terapi sırasında “kontrollü bir öfke nöbeti” olması muhtemeldir.

Son olarak, Cenk’in ölüm korkusu, babasının ölmesi isteğinin yerini almış bir tepkidir. Babasının ölmesini istediği için büyük bir suçluluk duygusu içinde! Bu suçluluk, cezalandırılmayı hak ettiği düşüncesini doğruyor. Bu durum, kendini açık bir kastrasyon kaygısı (erkek çocukların penislerinin kesileceği korkusu duyması) olarak göstermektense, onun bir beyin tümörüne sahip olma korkusuna yönlendirildi.

Sigmund Freud Kimdir?

Sigmund Freud, 6 Mayıs 1856’da, Avusturya’nın Freiberg kasabasında doğdu. Psikanaliz kurucuları arasında gösterilen, çoğu bilim adamı için tek kişidir.

Sigmund Freud (6 Mayıs 1856 – 23 Eylül 1939),psikanalizi geliştiren, serbest çağrışım terimini ortaya atan zamanının önemli nörologlarından birisiydi. 

sigmund freud kimdir psikanaliz nedir
sigmund freud kimdir psikanaliz nedir

Dört yaşındayken Freud’un ailesi hayatının geri kalanında çalıştığı kasaba olan Viyana’ya taşındı. Tıp diplomasını 1881 yılında aldı. Tıp öğrencisi ve genç bir araştırmacı olarak Sigmund Freud beyin, insan ve hayvanların sinir dokusu üzerine nörobiyolojik çalışmalar yaptı.

Mezuniyet Sonrası

Mezun olduktan sonra, Freud derhal özel bir klinik kurdu ve çeşitli psikolojik bozuklukların tedavisine başladı. Kendisini öncelikle ve her şeyden önce bir doktordan ziyade bir bilim insanı olarak kabul ederek, insan bilgisi ve deneyim yolculuğunu anlamaya çalıştı.

Kariyerinin başlarında, Sigmund Freud, histerik bir hastayı semptomların en erken ortaya çıktığı tarih hakkında tereddüt etmeden konuşmaya teşvik ettiğinde semptomların yavaş yavaş azaldığını söyleyen arkadaşı ve Viyana’daki meslektaşı Josef Breuer’in çalışmalarından büyük ölçüde etkilenmişti.

Birlikte çalıştıktan sonra, Breuer, Freud’un bir hastanın nevrozlarının cinsel kökenlerine çok fazla önem verdiğini ve diğer bakış açılarını dikkate almak konusunda tamamen isteksiz olduğunu hissederek ilişkiyi sona erdirdi. Bu arada, Freud kendi çalışmalarını düzeltmeye devam etti.

1882’deMartha Bernays’le evlendi. Çiftin altı çocuğu vardı – en küçüğü Anna Freud, seçkin bir psikanalist olmaya başladı.

1938’de Naziler’den kaçtı! Bunun için Avusturya’dan göç etmesi gerekti.İ 23 Eylül 1939’da intihar ederek İngiltere’de öldü. Ağız kanseriyle uzun ve acılı bir savaşın ardından doktorundan ölümcül dozda morfin talep etti.

Sigmund Freud ve Psikanaliz

Sigmund Freud psikanaliz sayesinde psikolojiye birçok yeni kavram kazandırmıştır.

Id, ego ve superego: Bir insan kişiliğini oluşturan parçalardır. İd, acı ve zevkle çalışan, ilkel arzularla cinsel agresiflikleri içeren aygıttır. Ego, kişinin dış dünyasından farklı gördüğü ‘ben’ kavramıdır. Ve süperego, egoyu yönlendiren ahlaki ses ve vicdandır; ihlal etmek suçluluk ve endişe duygularına neden olur. Süperego genellikle ailelerin etkisinde oluşur ve ‘’diğer rol modelleri tarafından ergenlikte etkilenmeye devam eder.’’

Psişik enerji: Freud’a göre psişik enerjilerden en güçlüleri cinsel arzular ve ölümle ilişkili düşüncelerdir.

Ödipus kompleksi: Kompleks temel olarak 3-6 yaş arasındaki çocukların karşı cinsteki ebeveynlerine ilgi duymaları ve aynı cins ebeveynlerinin ölmelerini istemesiyle karakterizedir. Teori, annesiyle evlenebilmesi için babasını öldüren Yunan Oedipus efsanesinin adını almıştır.

Rüya analizi: Sigmun Freud Rüyaların Yorumlanması adlı kitabında, insanların bir nedenden dolayı rüya gördüklerini düşünüyordu: Sorunların üstesinden gelmek için akıl bilinçaltı ile mücadele ediyor ve bilinçli olarak baş edemiyor. Rüyalar, bir kişinin istekleri tarafından beslenir. Freud’a göre rüyalar analiz edilerek şuan ki veya gelecekteki davranışların altında yatan nedenler öğrenilebilir.

Sigmund Freud Kitapları

Freud, psikoanaliz üzerine bir dizi önemli kitap yayınladı. Psikanaliz kitap önerileri :

‘Histeria’da Çalışmalar’ (1895)

Freud ve Breuer bu kitapta teorilerini ve bulgularını yayınladılar; teorileri, bir hastanın geçmişinden gelen travma ile yüzleşerek, psikanalistin, kendisini nevrozlardan kurtarmasına yardımcı olabileceği üzerineydi.

‘Rüyaların Yorumu’ (1900)

1900’de, kendisi üzerinde yaptığı değerlendirmelerden sonra, rüya çözümlemesinin bilinçdışı zihnin çalışmalarına içgörü verebileceğini öne sürdüğü kitaptı. Kitap, tartışmalı olmaya devam ediyor. Çoğu bilim adamı bu çalışmanın bilinç ve onun oluşturduklarının temeli olarak görür.

‘Gündelik Hayatın Psikopatolojisi’ (1901)

Bu kitap, “Freudyen Kayma” denilen sözleri doğurdu : – günlük yazma ve konuşmadaki kelimelerin yanlış kullanılmasının, isimlerin ve kelimelerin unutulmasının ardındaki psikolojik anlam. Örneklerle açıkladığı anlamlar gerçekten şaşırtıcı.

‘Cinsellik Teorisi Üzerine Üç Deneme’ (1905)

Bu çalışmada, tartışmalı Oedipal kompleksini, cinsel gelişim ve seks ile sosyal davranış arasındaki ilişkiyi araştırıyor.

  • Sigmund Freud Kadınlar
  • Sigmund Freud Psikanaliz Üzerine
EN İYİ 10 PSİKANALİZ FİLMLERİ ve FRAGMANLARI

İnsan ruhunun gizli köşelerini araştırmayı, insanların eylemlerinin, hayallerinin ve hatta istenmeyen ifadelerin ardındaki anlamı araştırmayı seviyorsanız ve psikanaliz araştırmalarından hoşlanıyorsanız, derin psikanalize odaklanan bu on film tam size göre. Başlıkların üzerine tıklayarak psikanaliz filmlerine ulaşabilirsiniz!

Otomatik portakal (A CLOCKWORK ORANGE)

Stanley Kubrick’in “Clockwork Orange” ı muhtemelen insan davranışının tutabileceği yönlerin en canlı örneğidir. Ancak,  bu film kesinlikle gönülsüzler için değil, şiddetin doğası ile ilgili. Ana karakter antisosyal kişilik bozukluğundan muzdarip. Hükümet hastalığını iyileştirmeye karar verecek mi? Psikanaliz filmleri arasında en beğenilenlerden birisi.

Vahşi şeyler nerededir (WHERE THE WİLD THİNGS ARE)

Bu film çocuk psikologları, öğretmenler ve genç ebeveynler için gerçek bir rehberdir. Çocuklar için bir film olarak sunuldu, ancak aslında çocukların bu filmden alacağı çok az şey var. İnsanların ilişkilerini, gizli düşüncelerini ve bilinçaltımızı merak etmemizi sağlayan bir film izlemek isteyenler için ilginç olacak – çünkü hayallerimizdeki canavarlar kendimizin yansımaları. Onlar bizim endişelerimiz ve korkularımız. Psikanaliz filmleri hakkında yazacağım yazıda kesinlikle bulunması gereken film!

Rüya Bilmecesi (THE SCİENCE OF SLEEP)

Bir rüya, bilinçaltımızın çarpıtılmış bir ifadesidir. Böylece, genellikle gerçeklerle karıştırılan bu filmdeki ana karakterlerin hayalleri bize zihinlerinde gerçekte ne gizlenmiş olduğunu gösteriyor. Bir gün, unutulan şeyler, tekrar geri dönüyor. Hayallerinde neler olup bittiğini gerçekten hiç düşündün mü?

Siyah Kuğu (BLACK SWAN)

Bu film tüm psikanaliz hayranları için harika bir ders içeriyor. Kendisini asla yönetemeyen bir annenin kızı için bir yıldız balerin olması arzusu korkunç sonuçlara yol açar. Çoğu otoritenin psikanaliz filmleri arasında gördüğü en güzel filmlerden.

Kişi (PERSONA)

Bu filmde izleyiciler hayatın çöküşü ve canlanmasının büyüleyici ve korkutucu bir resmini görüyor. Bir performans sırasında aniden sessiz kalan ünlü bir aktriste odaklanır ve ondan sonra kimseyle konuşmaz. Hastanede zihninin tamamen sağlam olduğu ortaya çıktı. Film biraz kafa karıştırıcı olabilir, ama aynı zamanda derin ruh arayışı için bir katalizör olabilir.

Cennet Üçlemesi (PARADİSE TRİLOGY)

Bu film, her biri bir kadının hayat hikayesi olan üç filmden oluşuyor: “Aşk”, “İnanç” ve “Umut”. Freudyen bakış açısına göre, Cennet Üçlemesi, insan ve doğa arasındaki ilişki perspektifinden bakıldığında listemizin başında gelir. Buradaki her karakter, geçmişlerinde çözülmemiş bir sorunun neden olduğu içsel mücadeleler verir.

Tiksinti (REPULSİON)

Üvey baba tarafından aile içi şiddete maruz kalan bir çocuk olarak travmatize edilen fakir bir kızın hikayesidir – gerçekten bir psikanaliz konusu. Yetişkin olarak bile diğer insanlarla iletişim kurmak istemiyor; Evini terk etmekten bile korkuyor. Sevgi istiyor, ama aynı zamanda karşı cinsten oldukça anlaşılabilir ve kontrol edilemez bir isteksizliği var.

Öteki (THE DOUBLE)

Bölünmüş kişilikler konusu, sanatta sıkça görülmektedir, çünkü psikolojik açıdan oldukça ilginçtir. Bir adam, içinde kural olarak, genellikle içinde derinlerde saklı olan, ruhunun sözde karanlık tarafını içeren başka bir kişinin varlığını hissetmeye başlar. Dostoyevski’nin klasik romanının orijinal film uyarlamasında psikanaliz kendisini hissettiriyor.

Utanç (SHAME)

“Utanç” seks bağımlılığı, ilgisizlik ve halsizlik hakkında provokatif bir film. Her şeyin yorgunluğu: yaşam, insan ilişkileri – öngörülebilir ve genellikle küçük düşürücü, bu kavgalar ve uzlaşmalar ile – kimsenin bir şey yapmadığı ve hiçbir şey söylemediği kutu benzeri bir faydacı ofiste çalışmak. Bu resim kesinlikle hayatınızı analiz etmenizi sağlayacaktır. Psikanaliz filmleri arasında önerebileceğim en iyi filmlerden!

Kevin hakkında konuşmalıyız (WE NEED TO TALK ABOUT KEVIN)

“Kevin Hakkında Konuşmalıyız”, anne ile oğul arasındaki ilişki hakkındaki keskin bir sosyal dramadır. Ana karakterin çocuğu doğduğunda, ilk gördüğü şey annesinin kayıp ve boş görünüşüdür. Annenin ruh hali, oğluyla gelecekteki korkunç ilişkisini belirler. Ardından, bir çocuğu doğuran bir kadının sevmediği, o üzücü fakat tamamen bilinmeyen bir durumun sonuçlarının büyüleyici bir araştırması var. Psikanaliz filmleri deyince akla ilk gelenlerden!

Dr. Eren Kocakaplan

"Güneş parlıyor, aydınlatıyor, ısıtıyor, bunun neden böyle olduğunu bilmek için hiçbir merakımız yok; ama tüm kötülüklerin, acının ve aptal insanların nedenini sorguluyoruz." Ralph Waldo Emerson

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: İçerik Korumalı!
Menü